Eğer bir fırsatım daha olsaydı, geçtiğim tüm yollardan bir daha geçer; yaptığım hataları yeniden yapar; aynı hayatı yeniden yaşardım. Bugün beni ben yapan ne varsa tüm acılara, tüm sevinçlere, haksızlıklara, mutluluklara ve umutlara selam olsun…

Ben bir ileri evre meme kanseri mücadelecisiyim. Aslında Kanser benim hayatımda hep vardı.  Hele de meme kanseri…  Anneannem, babaannem ve halam…  Verdikleri onurlu mücadeleye tüm ailemiz şahitlik etti.  Bir gün benim de başıma geleceğini hissediyordum. Sadece bu kadar genç yaşta karşılaşacağımı tahmin etmemiştim.

“İnsan gençken hastalanmaz” gibi bir inanış oluyor nedense. Benim yapılacak onca işim, gidilecek onca yolum vardı. Hastalık da neydi? Daha önemli şeyler varken, bitirilmesi gereken işler, yetiştirilmesi gereken evraklar, görüşülmesi gereken “önemli” insanlar, çıkılması gereken tepeler… Bir tek izlenmesi gereken gün batımı ya da gün doğumu yoktu o karmaşada. Oysa doğa tüm cömertliğiyle kendini sunarken, ben geçtiğim yollarda kafamı bile kaldırmamıştım, bir yerlere “yetişmek” uğruna…

 

1977 yılında Antalya’da doğdum. Çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerim hayaller kurmak, onlara inanmak ve onları gerçekleştirmek için bu hayallerin ardından koşmakla geçti. Gazi Üniversitesi Maliye Bölümü’nden mezun olduktan sonra mali mevzuat içerikli bir yayınevinde (Yaklaşım Yayıncılık’ta) editör olarak çalıştım. “Ben kimim, ne yapıyorum? Yaşamdan ne bekliyorum? Ne kadar mutluyum?” gibi soruların cevaplarını bulmak için hayatımın en büyük yolculuğunu yapmaya karar verdim. Amacım sadece kendime bir yolculuk yapmaktı. 2005 yılında yaşam yolumda bambaşka ve yepyeni bir kapı açmayı hedefleyerek Yeni Zelanda’ya gittim. Bugüne kadar elimde olan biten ne varsa herşeyi Türkiye’de bırakarak sıfırdan başlamak istedim herşeye.  “Aklı beş karış havada…”, “Rahatını bozup nereye…”, “Neyden kaçıyorsun…” yorumlarına karşı gülümseyerek Türkiye’den ayrıldım. Neyle karşılaşacağımı ben de bilmiyordum ama tek bildiğim, ihtiyaç duyduğum şey durmak değil “yolda olmam” gerektiğiydi.

 

Bu benim kişisel gelişimimdeki en önemli süreçlerden biriydi. Yeni Zelanda’da bir otelin restoranında bulaşıkçılık yapmaya ve yeni bir kültüre alışmakla başladım herşeye. Farklı kültürleri yaşamıma sokmak, yeni dünyalar tanımak bana içsel yolculuğumda büyük bir özgürlük sağladı. Kalıplarımı kırmaya ve iç dünyamı genişletmeye başladım. Dünya sandığımızdan küçüktü ve imkansız diye birşey yoktu. İlk öğreti buydu… Geçimimi sağlamak için çalıştığım otelin diğer birimlerinde de fazla mesai yapmaya başladım. Çalıştığım sektörü çok sevmeye başladım bu süreçte, benim için geçim sağlamaktan çok yeni bir meslek edinmek için bir fırsat gibi gözükmeye başlamıştı.

 

Bu düşüncelerimi bilen otel yetkilileri ilerleyen süre içinde bana yaşam koşullarımı değiştirecek bir teklifle geldiler. 4 yıl onlarla birlikte çalışmam halinde, onların da benim bu işin eğtimini almamı sağlayacaklarını teklif ettiler. Hem çalışacak, hem para kazanacak, hem eğitim alacak, hem de deneyim kazanacaktım. İsteklerinizin gerçekleşmesi için sadece doğru hayaller kurmalı ve o hayallerin peşinden gitmelisiniz. Aradığınız şeyleri ancak geçtiğiniz yollarda bulabilirsiniz. Bu yüzden geçtiğiniz yolları doğru seçmelisiniz. Böylelikle Queenstown Resort College’de “Turizm ve Otel Yöneticiliği” eğitimi aldım ve başarıyla tamamladım. Artık bulaşıkçılık yaparak başladığım sürecin sonunda çalıştığım otelin yöneticilerinden biri olmuştum.

 

Ardından bir apart otelin yöneticiliğini ve işletmesi aldım. Çalışmaya tüm hızımla başladıktan yaklaşık 6-7 ay sonra rahatsızlandığımı öğrendim. Meme kanseri teşhisi konuldu. Yeni Zelanda’da Evre-1 teşhisi konulduğunda buna sevinmiştim. Herşeyin başında olduğumu düşünerek. Kısa bir tedaviyle halledilebileceğini söyledi orada doktorum. Ancak ailem Türkiye’ye dönmemi orda tedavi olmamı istediler. Ben de hem ameliyat olur hem de tatil yaparım düşüncesiyle geldiğim Türkiye’de o günden beri yaşıyorum.

 

Türkiye’de yapılan tetkikler neticesinde Evre-4 yani akciğer ve kemik metastazımın olduğunu öğrendim. Durum sandığımdan da vahimdi. Ağır tedaviler ve geçirdiğim operasyonların ardından sağlığıma kavuştum. Bu süreci yaşarken bir meme kanseri hastasının nelere ihtiyacı olduğunu, Türkiye’deki eksiklikleri daha iyi gözleme fırsatı buldum. Bu süreçte kendime bir söz verdim: “En az bir kadının hayatına dokunacağım ve meme sağlığı farkındalığı için topluma çalışacağım…

 

 

Bu hayatta yapmaya çalıştığım herşeyi aslında; “Hayattan aldıklarımı, hayata geri vermek…” felsefesiyle gerçekleştiriyorum. Öncelikle bunu paylaşmalıyım sizlerle…

 

Yaşamın her yerinden alma-verme dengesi vardır. Aldığımız ilk nefesi hayatımızın son nefesiyle vererek bu dengeyi sağlarız en basit anlatımıyla…

 

Ben de yaşamın bana verdiklerini, yaşama geri vererek döngüyü sağlayacağıma inanıyorum. Yola çıkış noktam budur.

 

Avrupa’da kurulan ve içinde Türkiye’nin de bulunduğu EUROPA DONNA (Avrupa Meme Hastalıkları Koalisyonu) ile 2011 yılında tanıştım. Spesifik olarak sadece meme sağlığı ve hastalıkları üzerine çalışmalar yapan Europa Donna Türkiye’de (Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği) gönüllü olarak çalışmaya başladım. Ardından Yönetim Kurulu Üyesi oldum. Sosyal Medya ve İletişim Sorumlusuyum aynı zamanda. Yurtiçinde ve yurtdışında konuyla ilgili eğitimler aldım, hala da almaktayım. Topluma genel meme sağlığı eğitimleri, 13-18 yaş aralığındaki lise öğrencilerine meme kanseri farkındalığı eğitimleri, meme hemşireliği eğitimleri, akran eğitimi gibi etkinlik ve projelerle birlikte yol alıyoruz. Bunların yanında STK’ların kapasite geliştirme, proje yönetimi, kaynak ve gönüllü yaratma gibi konularında özel araştırmalar ve çalışmalar yapmaktayız.

 

Aynı zamanda genel cerrahım, Prof. Dr. Ercüment Tekin’in Ankara’da kurmuş olduğu Sentez Meme Sağlığı Hastalıkları Enstitüsü’nün de Hasta Programları Direktörüyüm. Hasta destek grupları oluşturarak onlara çeşitli aktivite imkanı sunuyoruz.

 

Bunun yanında, Türkiye’de meme kanseri tanısı alan hanımların yaş ortalamalarının gittikçe düşmesi sebebiyle GENÇ AMAZONLAR adıyla Europa Donna Türkiye çatısı altında bir çalışma grubunu 2013 yılında Ankara’da kurdum. Bu grup hareketli yaşamı desteklemek üzere kurulmuş bir gruptur. İçinde dans, trekking-hiking- camping faaliyetleri ve Dragon Boat Kürek Takımı bulunmaktadır.

 

Meme kanseri tecrübesi yaşamış hanımlar ve  onların yakınlarından oluşan, benim de lideri olduğum “Genç Amazonlar Dragon Boat Kürek Takımı” da bu grubun en önemli aktivite grubudur. Takımdaki 20 hanım, yurtdışında ve yurt içinde yapılan Dragon Boat Festivallerinde meme sağlığı ve meme kanseri farkındalığı için kürek çekiyor, egzersiz ve hareketin önemini vurguluyorlar.

 

Yaşamımı meme sağlığı ve farkındalığına adamış bir “genç ve ileri evre meme kanseri mücadelecisi” olarak yaşamımın sonuna kadar elimden geldiğince toplumsal farkındalığı artırmak üzere çalışmalar yapamaya devam edeceğim.

Yollarımız hep açık ve aydınlık olsun…

Sevgi ve saygılarımla…